İlk Yeşil Hareket: Talloires Declaration
Tallories Deklarasyonu 1990 yılında öncelikle 22 üniversitenin davet edildiği bir konferans ile ve daha sonra 40’ın üzerinde ülkenin ve 350’nin üzerinde üniversitenin imzaladığı “sürdürülebilirlik” temalı bir aksiyon planıdır. Bu belge, yükseköğretim kurumlarının gelişim, yaratıcılık, destek ve sürdürülebilirliği devam ettirme konularında öncü olacağını belirten bir deklarasyondur. Deklarasyon sonunda tüm katılımcılar bazı eylemleri yapmayı kabul etmiştir:
- Çevresel olarak sürdürülebilir bir gelecek için sorunları ele almada kamuoyunun, devletlerin, endüstrinin, kuruluşların ve üniversitelerin çevre farkındalığının ter tür avantajını değerlendirmek,
- Tüm üniversiteleri sürdürülebilir bir gelecek için nüfus, çevre ve gelişim konularında eğitim, araştırma, politika geliştirme ve bilgi değişimi yapma hususlarında cesaretlendirmek,
- Çevresel yönetim, sürdürülebilirlik, nüfus ve bunlarla ilişkili alanlarda tüm üniversitelerin gençleri çevre okuryazarı ve duyarlı vatandaşlar olarak mezun ede ceği programlar kurmak,
- Lisans, lisansüstü, mezun ve profesyonel okul öğrencilerine çevre okuryazarlığını öğretebilmek amacıyla tüm fakültelerin kapasitesini geliştirebilmek için programlar oluşturmak,
- Üniversitelerde kaynak tutma, geri dönüşüm ve katı atık azaltımı için programlar kurarak çevresel sorumluluğu artırmak,
- Çevresel sorunların çözümünde sivil toplumun katılımını artırmak,
- Çevre ve sürdürülebilir gelişim sorunlarını öğretmek için üniversitelerin kapasitesini artırmak için ilk ve orta okullarla işbirlikleri oluşturmak,
Üniversitelerde ve dolayısıyla üniversite kütüphanelerinde başlayan bu hareket, zamanla halk kütüphanelerine de sıçramış ve yaygınlaşmıştır.
http://www.ulsf.org/programs_talloires.html
http://www.ulsf.org/pdf/td.pdf
http://www.ulsf.org/pdf/ShribergTallentFinal.pdf
http://talloiresnetwork.tufts.edu/who-we-ar/talloires-declaration/
http://talloiresnetwork.tufts.edu/wp-content/uploads/TalloiresDeclaration2005.pdf
Kyoto Protokolü
Kyoto Protokolü, sera etkisi yaratan gazların salınımlarını (emisyon) kısmak üzere sanayileşmiş ülkeler için çeşitli hedefler belirleyen uluslararası bir anlaşmadır. Sera etkisi yaratan gazlar, kısmi de olsa, küresel ısınmanın, yani küresel ısının yeryüzündeki hayatı tehdit edecek derecede artmasının nedenleri arasında olmasından yola çıkılmıştır. 1997 yılında oluşturulan protokol, 1992’de imzalanan bir çerçeve anlaşmasında belirlenen ilkelere dayanmaktadır. 16 Şubat 2005’te ise, Kyoto Protokolü kanun hükmü kazanmıştır.
Kyoto Protokolü, sera gazı salımının azaltılması yönünde bağlayıcı hedefler koyan tek uluslararası anlaşmadır. Öyle ki, günümüzde hükümetlerin iklim değişikliği alanında kullanabileceği tek araçtır. Şimdiye dek 129 ülke bu protokolü onaylamış veya protokole katılmıştır. Kyoto, 2002’de ülke sayısı sınırının ve 2004’te de Rusya Federasyonu’nun onayının ardından salım yüzdesi sınırının geçilmesi ile yürürlük kazanmıştır.
Bu protokolde alınan kararlar:
- Atmosfere salınan sera gazı miktarı % 5’e çekilecek,
- Endüstriden, motorlu taşıtlardan, ısıtmadan kaynaklanan sera gazı miktarını azaltmaya yönelik mevzuat yeniden düzenlenecek,
- Daha az enerji ile ısınma, daha az enerji tüketen araçlarla uzun yol alma, daha az enerji tüketen teknoloji sistemlerinin endüstride yaygınlaşması sağlanacak, ulaşımda, çöp depolamada çevrecilik temel ilke olacak,
- Atmosfere bırakılan metan ve karbondioksit oranının düşürülmesi için alternatif enerji kaynakları kullanılacak.
- Fosil yakıtlar yerine bio dizel gibi yenilenebilir enerji kaynakları kullanılacak.
- Çimento, demir-çelik ve kireç fabrikaları gibi yüksek enerji tüketen işletmelerde atık işlemleri yeniden düzenlenecek,
- Termik santrallerde daha az karbon çıkartan sistemler, teknolojiler devreye sokulacak,
- Güneş enerjisinin önü açılacak, nükleer enerjide karbon sıfır olduğu için dünyada bu enerji ön plana çıkarılacak,
- Fazla yakıt tüketen ve fazla karbon üretenden daha fazla vergi alınacaktır.
http://bianet.org/bianet/cevre/54452-kyoto-protokolu-nedir-ne-degildir
http://web.archive.org/web/20150811053318/http://unfccc.int:80/kyoto_protocol/items/3145.php
http://www.yerbilimleri.com/2009/02/07/turkiye-kyoto-protokolune-katildi/
Türkiye, 2009 yılında çevre hareketi ve Greenpeace’in uzun yıllar süren çabaları sonucunda Kyoto Protokolünü onaylamıştır. Buna rağmen, Türkiye sorumluluk alan ülkeler listesinde değildir. Özel bir konuma sahiptir.
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC)
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (United Nations Framework Convention on Climate Change, UNFCCC), insan kaynaklı eylemlerin yol açtığı küresel ısınmanın, iklim üzerindeki etkilerine karşı uluslararası alanda atılan ilk ve en önemli sözleşmedir. 21 Mart 1994 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 195 ülke ve Avrupa Birliği (AB) tarafından imzalanmıştır. Türkiye bu sözleşmeye 24 Mayıs 2004 tarihinde katılmıştır.
UNFCCC’nin amacı, atmosferdeki sera gazı oranını, iklim sisteminin insan kaynaklı etkilerin oluşturduğu tehditten uzak tutacak bir seviyede durdurmaktır. Bu seviyeye, zaman ölçekli bir plan dahilinde, ekosistemlerin değişikliğe ayak uydurabilmesini sağlayacak, besin üretimini tehdit etmeyecek ve sürdürülebilir ekonomik gelişmeye engel teşkil etmeyecek şekilde ulaşılacaktır.
Taraf ülkeleri, sera gazı salımlarını azaltmaya, araştırma ve teknoloji üzerinde işbirliği yapmaya ve sera gazı yutaklarını (örneğin ormanlar, okyanuslar, göller) korumaya teşvik etmektedir. Sözleşme, sera gazı salımlarının azaltılması için, ülkelerin kalkınma önceliklerini ve özel koşullarını göz önüne alarak “ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar” yüklemiştir. “Ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar” ilkesi bazı ülkelerin sanayi devriminden sonra iklim değişikliğine sebep olan sera gazlarını atmosfere diğer ülkelerden daha çok salmalarından ötürü daha fazla sorumluluk almaları gerektiği düşüncesine dayanmaktadır.
Sözleşme, farklı yükümlülüklere göre ülkeleri üç gruba ayırmıştır.
- Ek–I Ülkeleri: Bu grupta yer alan ülkeler, sera gazı salımlarını sınırlandırmak, sera gazı yutaklarını korumak ve geliştirmek, ayrıca, iklim değişikliğini önlemek için aldıkları önlemleri ve izledikleri politikaları bildirmek ve mevcut sera gazı salımlarını ve salımlarla ilgili verileri iletmekle yükümlüdürler. Bu grup iki ülke kümesinden oluşmaktadır. Birinci grupta 1992 yılı itibarıyla OECD üyesi olan ülkeler (bunların içinde Türkiye de vardır) ve AB, ikinci grupta ise Pazar Ekonomisine geçiş sürecindeki ülkeler yer almaktadır. Bu grupta halen toplam 42 ülke ve AB bulunmaktadır.
- Ek–II Ülkeleri: Bu gruptaki ülkeler, birinci grupta üstlendikleri yükümlülüklere ilaveten çevreye uyumlu teknolojilerin özellikle gelişme yolundaki taraf ülkelere aktarılması veya bu teknolojilere erişimin teşvik edilmesi, kolaylaştırılması ve finanse edilmesi hususlarında her türlü adımı atmakla sorumlu kılınmışlardır. Bu grupta 23 ülke ve AB yer almaktadır.
- Ek Dışı Ülkeler: Bu ülkeler, sera gazı salımlarını azaltmaya, araştırma ve teknoloji üzerinde işbirliği yapmaya ve sera gazı yutaklarını korumaya teşvik edilmekte, ancak belirli bir yükümlülük altına alınmamaktadırlar. Bu grupta halen 153 ülke bulunmaktadır.
http://www.iisd.ca/process/climate_atm-fcccintro.html
Stockholm Çevre Bildirgesi:
1972’de İsveç-Sotckholm’de İnsan Çevresi Konferansının başladığı gün olan 5 Haziran, Dünya Çevre Günü olarak birçok ülkede kutlanmaktadır. Stockholm Çevre Bildirgesi, bazı konulara özellikle vurgu yapmaktadır:
- İnsanın yaşama hakkı başta olmak üzere temel haklarından yararlanması için, insanların refahını ve kalkınmalarını arttırmak için çevrenin korunması ve geliştirilmesi bütün insanların özlemi, bütün hükümetlerin görevidir.
- Gelişmekte olan ülkeler açlık, barınma, eğitim ve sağlık sorunlarını çözmek için kalkınma yönünde çaba gösterirken çevrelerini korumalı ve iyileştirmelidir.
- Birtakım olumsuz faktörlerin etkisiyle tehlikeye düşmüş olan yaban hayatı korunmalıdır.
- Ekosistemde onarılmaz bozukluklara yol açan zararlı maddelerin çevreye yayılması engellenmelidir.
- İnsan ve çevresi nükleer silahların ve diğer toplu imha araçlarının etkisinden korunmalıdır.
https://fensefe.wordpress.com/2013/04/13/32/
1972 Stockholm Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı
1972 Stockholm Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı, Birleşmiş Milletlerin organizasyonu ile dünya ülkeleri temsilcilerini sorunları tartışmak, kısa ve uzun vadeli önlemleri belirlemek amacıyla toplanmıştır. Konferans, çevrenin korunması, sürdürülebilir eylemlerin harekete geçirilmesi fikrini tüm dünyaya yayma amaçlı kararları içermektedir. Çevre sorunlarının evrensel boyutta olduğunun kitlelerce kabul edilmiş olması açısından önemlidir. Rio Konferansı’nın temelleri de bu konferansta atılmıştır. Dünyada çevre konusunda temel kaynaklardan ilkini oluşturan konferansın deklarasyonu daha sonraki ulusal ve uluslararası çalışmalara bir hareket noktası oluşturması açısından da özel bir önem taşımaktadır.
http://www.mfa.gov.tr/uluslararasi-cevre-konulari.tr.mfa
http://www.mfa.gov.tr/birlesmis-milletler-cevre-programi.tr.mfa
Çevre ve Kalkınma Konusunda Rio Bildirgesi
1992’de Rio de Janerio’da toplanan Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı, Stockholm’de kabul edilen bildirgeyi onaylayarak ve onu geliştirmeyi amaçlayarak, devletlere, toplumların anahtar sektörleri ve insanlar arasında işbirliği olanakları yaratarak, yeni ve eşitlikçi bir küresel ortaklık kurmayı hedeflemektedir. İnsanların sağlıklı ve verimli bir yaşam hakkına sahip olduğunu savunur ve ülkelerin egemenlik hakları çerçevesinde kendi doğal kaynaklarını kullanmalarını ve çevre politikalarını oluşturmalarını öngörür. Ancak, devletlerin kendi egemenlikleri dışındaki bölgelerin çevresine zarar vermeme zorunluluğunu taşıdığını vurgulamaktadır. Konferanstan çıkan sözleşmelerden biri olan Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin amacı; biyolojik çeşitliliğin korunması, bu çeşitliliğin unsurlarının sürdürülebilir kullanımı, genetik kaynakların kullanımından doğan yararların adil ve hakkaniyete uygun paylaşımıdır.
https://fensefe.wordpress.com/2013/04/13/32/
Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı (Rio+20 Zirvesi)
Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı (Rio+20 Zirvesi) 20-22 Haziran 2012 tarihlerinde Brezilya’nın Rio de Janerio kentinde gerçekleştirilmiştir. Konferans hazırlıkları kapsamında 13-15 Haziran 2012 tarihleri arasında 3. Hazırlık Komitesi Toplantıları, 16-19 Haziran 2012 tarihleri arasında Sürdürülebilir Kalkınma Diyalogları ve 13-22 Haziran 2012 tarihleri arasında çeşitli yan etkinlikler (side events) düzenlenmiştir. Zirveye, Dünya’nın çeşitli ülkelerinden Devlet ve Hükümet Başkanları, parlamenterler, belediye başkanları, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği-G77 yetkilileri, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşları olmak üzere 40.000’in üzerindekişi tarafından katılım sağlanmıştır.
Rio+20 Zirvesi’nde tüm Dünya’dan gelen liderler, 20 yıl önce 1992 Rio Zirvesi’nden bu yana tüm dünyada yaygın olarak kullanılan “sürdürülebilir kalkınma” hedefinin günümüz ihtiyaçlarına (iklim değişikliğiyle mücadele, ekonomik krizleri aşma, düşük karbon emisyonlu kalkınma, vb.) göre yeniden şekillenen hali “yeşil büyüme” hedefi için uluslararası arenada ortak bir tanıma ulaşmayı hedeflemişlerdir.
http://www.skdturkiye.org/rio20sureci-24
Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli
Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) insanların neden olduğu iklim değişikliğinin risklerini kavramaya uygun bilimsel, teknik ve sosyoekonomik bilgiyi değerlendirmek için 1988’de Birleşmiş Milletler tarafından kurulmuştur. Dünyanın çeşitli yerlerinden yaklaşık bin uzman IPCC raporlarının taslaklarını hazırlamak, bunları gözden geçirmek ve bunlara son şeklini vermek için çalışmaktadır. Yaklaşık 2 bin 5 yüz uzman rapor değerlendirme işleminde görev alıyor. Böylelikle IPCC dünyanın iklim değişikliği uzmanlarının küresel fikir birliğini temsil ediyor. IPCC’nin bölgesel uzmanlıkları şunlardır: Afrika, Avrupa, Asya, Avustralya, Kuzey Amerika, Merkez and Güney Amerika, Kutup bölgeleri, Küçük adalar ve Okyanuslar.
http://www.tema.org.tr/web_14966-2_1/entitialfocus.aspx?primary_id=1272&target=categorial1&type=2
http://www.greenpeace.org/turkey/tr/campaigns/enerji/bilim/bilimsel-fikir-birli-i/
Bir yanıt yazın